Amerika Birleşik Devletleri, 2025 yılına sadece bir yönetim değişimiyle değil, tıp tarihinin son elli yılına damga vuran yerleşik düzenin kökten sorgulandığı bir “sağlık devrimiyle” girdi. Donald Trump’ın, kamuoyunda aşı politikalarına yönelik sert eleştirileriyle tanınan Robert F. Kennedy Jr.’ı Sağlık ve İnsani Hizmetler Bakanlığı’nın (HHS) dümene geçirmesi, Washington koridorlarında beklenen ama sarsıcı olan o büyük fırtınayı resmen başlattı. Bugünlerde Beyaz Saray’dan yükselen sesler tek bir gerçeğe işaret ediyor: Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Denetim Zırhı Deliniyor
Göreve gelir gelmez düğmeye basan RFK Jr., merceğini ilk olarak “Big Pharma” olarak adlandırılan küresel ilaç devlerinin FDA (Gıda ve İlaç İdaresi) ve CDC (Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri) üzerindeki nüfuzuna dikti. Yıllardır sarsılmaz bir kale gibi görünen bu kurumlar, şimdi bizzat kendi çatılarından gelen itiraflarla sarsılıyor. FDA içindeki üst düzey yetkililerin, özellikle COVID-19 süreci sonrası gözlemlenen yan etkiler ve çocuk ölümleri konusundaki sert çıkışları, yönetimin başlattığı soruşturmanın en güçlü dayanağı haline geldi.

“Karanlık Noktalar” Aydınlatılıyor
Trump yönetiminin başlattığı bu yeni süreç, sadece bir geçmiş sorgulaması değil; geleceğin tıbbi standartlarını yeniden inşa etme çabası. Soruşturma kapsamında, pandemi döneminde hızla onay alan mRNA tabanlı aşıların klinik verileri en ince ayrıntısına kadar yeniden inceleniyor. Şeffaflık ilkesinin ihlal edildiği savunulan bu süreçte, mRNA teknolojisine ayrılan devasa bütçelerin durdurulması ve modern tıbbın unuttuğu “geleneksel aşı” yöntemlerine geri dönülmesi hedefleniyor. Nitekim CDC’nin, çocuklara ve hamilelere yönelik aşı tavsiyelerini geri çekmeye başlaması, bu yeni dönemin ilk somut adımı olarak kayıtlara geçti.
Bilimin Sınırında Siyasi Bir Savaş
Eleştirmenler, bu hamlelerin bilimsel temelden yoksun olduğunu ve toplum sağlığını riske attığını savunarak RFK Jr.’ı “karar odaklı kanıt toplamakla” suçluyor. Ancak Trump kanadı, “Amerikan halkına gerçekleri borçluyuz” diyerek geri adım atmayacaklarının sinyalini veriyor. “Make America Healthy Again” (Amerika’yı Yeniden Sağlıklı Yap) vizyonu, aslında küresel ilaç endüstrisi ile devletin egemenliği arasındaki o ince çizgide verilen büyük bir hukuk mücadelesine dönüşmüş durumda.
Dünya şimdi nefesini tutmuş, Washington’dan gelecek yeni raporları bekliyor. Zira bu soruşturmanın sonuçları, sadece Amerikan halkının reçetelerini değil, tüm dünyanın sağlık protokollerini kökten değiştirebilir. 2025 yılı, tıp dünyasında “gerçeklerin ve otoritelerin” savaştığı bir dönüm noktası olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

