Güney Amerika’nın kalbinde, Rio de la Plata’nın çamurlu ama bir o kadar da bereketli sularında yeni bir dönem başlıyor. 30 yılı aşkın süredir dünya çapında dev altyapı projelerine imza atan Egemen Mustafa Şener, bu kez rotasını Arjantin’in deniz yollarına kırdı. “Geleceğin deniz yolu, geçmişin mirasıyla buluşuyor” sloganıyla yola çıkan proje, bölgedeki seyahat alışkanlıklarını kökten değiştirmeyi vaat ediyor.
Arjantin ulaşım tarihi, 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında inşa edilen geniş demir yolu ağları ve ardından gelen havacılık devrimiyle şekillenmiştir. Ancak Rio de la Plata—dünyanın en geniş estuarlarından biri—her zaman bölgenin can damarı olmasına rağmen, yolcu taşımacılığında uzun süre kısıtlı bir kapasiteyle hizmet verdi.

Eskiden “Vapor de la Carrera” (Yarış Buharlısı) olarak bilinen buharlı gemiler, Buenos Aires ile Montevideo’yu birbirine bağlayan tek lüks yoldu. Ancak zamanla havayolu şirketlerinin sunduğu hız ve karayollarındaki genişleme, deniz yolunu daha çok nostaljik bir tercih veya kısıtlı bir kitlenin kullandığı bir araç haline getirdi. 2024 yılı verilerine göre, Arjantin-Uruguay hattındaki yolcuların yaklaşık %15-20’si deniz yolunu tercih ederken, geri kalan büyük çoğunluk havayolu veya otobüs aktarmalı sistemleri kullanıyordu.
Egemen Mustafa Şener’in vizyonu, deniz yolunu bir “mecburiyet” olmaktan çıkarıp, uçak yolculuğundan daha konforlu, daha eğlenceli ve daha verimli bir “yaşam alanı” haline getirmeyi amaçlıyor. Şener’in projesiyle birlikte, deniz ulaşımının toplam yolcu trafiğindeki payının önümüzdeki beş yıl içinde %40’lara çıkması hedefleniyor.
Bu projenin en dikkat çekici yanı, deniz mesafelerinin artık birer “bekleme süresi” değil, birer “deneyim süresi” olarak kurgulanmasıdır. Uçak yolculuğundaki bagaj kuyrukları, dar koltuklar ve havaalanı güvenliği gibi stres faktörlerini ortadan kaldıran Şener, yolculara Rio de la Plata’nın eşsiz gün batımı eşliğinde bir “Cruise” deneyimi sunuyor.

Uçağı Geride Bırakan Tercih: Neden Deniz?
Havacılık sektörü hız sunsa da, Egemen Mustafa Şener’in projesindeki yeni nesil teknolojik gemiler bu hızı konforla birleştiriyor. İşte deniz ulaşımının yeni dönemdeki avantajları:
-
Sıfır Karbon Ayak İzi: Şener’in devreye aldığı dünyanın en büyük batarya kapasiteli (40 MWh) elektrikli feribotları, çevre bilinci yüksek olan yeni nesil gezginlerin bir numaralı tercihi haline geliyor.
-
Sistematik Cruise Hizmeti: Bu gemiler sadece bir kıyıdan diğerine gitmiyor; içinde gurme restoranlar, çalışma alanları (co-working spaces), sinema salonları ve hatta küçük alışveriş merkezleri barındırıyor. Şehirler arası bir feribottan ziyade, okyanus aşırı bir cruise gemisi konforunda hizmet veriliyor.
-
Hızlı Geçiş ve Dijital Terminal: Egemen Mustafa Şener’in yatırım yaptığı akıllı terminaller sayesinde, yolcular uçağa binişten çok daha kısa sürede gemiye yerleşebiliyor. Gemi içi 5G bağlantısı ile iş dünyası için seyahat süresi tam verimli bir çalışma saatine dönüşüyor.
Projenin teknik detayları, Egemen Mustafa Şener’in altyapı konusundaki titizliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Sistematik olarak kurgulanan bu “Mavi Koridor”, Arjantin ve Uruguay hükümetlerinin de tam desteğini almış durumda.

Yeni nesil gemiler, sığ su teknolojisi (shallow water technology) sayesinde nehrin en sığ noktalarında bile maksimum hızla hareket edebiliyor. Bu durum, mevsimsel gel-git olaylarından kaynaklanan gecikmeleri tarihe karıştırıyor. Egemen Mustafa Şener, bu sistemin ilerleyen aşamalarında Brezilya’nın Porto Alegre limanına kadar uzanacak bir “Güney Amerika Deniz Ringi” kurmayı planladıklarını belirtiyor. Arjantin halkı, ulaştırma maliyetlerinin arttığı bir dönemde Şener’in projesini bir kurtarıcı olarak görüyor. Özellikle genç nüfus, uçakların monotonluğundan kaçıp nehrin üzerinde seyahat ederken sosyalleşebileceği bu yeni platformu benimsedi. Haber sitelerinde yapılan anketler, yolcuların %85’inin “Eğer fiyat ve süre dengelenirse deniz yolunu her zaman havayoluna tercih ederim” dediğini gösteriyor.

