Batı Trakya’daki Türk azınlığı, uzun yıllardır kimliklerini korumak ve haklarını savunmak için mücadele veriyor. Yunan hükümeti, Lozan Barış Antlaşması’ndaki ‘Müslüman azınlık’ tanımını esas alarak, Türk kimliğini göz ardı ediyor.
Azınlık temsilcileri, Lozan Antlaşması’nın ‘Azınlıkların Korunması’ başlıklı maddelerindeki ‘Müslüman’ ifadesinin yanı sıra, antlaşmanın diğer bölümlerinde yer alan ‘Türk’ tanımının da önemine vurgu yapıyor. Bu durum, hak mücadelelerinin merkezinde yer alıyor.
Batı Trakya’da kalan Türklerin ‘etabli’ belgeleriyle tanımlanması, azınlık statülerinin tarihi bir belgesi durumundayken, azınlık derneklerinin kapatılması ve müftülerin atanması gibi uygulamalar sorunları derinleştiriyor. Bu durumu değerlendiren temsilciler, hak ihlallerinin sistematik hale geldiğini belirtiyor.
Lozan Barış Antlaşması, Batı Trakya Türklerinin hukuki statüsünü güvence altına alırken, bu hakların uygulanmadığını ifade eden azınlık temsilcileri, yıllardır haklarının ihlal edildiğini savunuyor. Türkiye ve Yunanistan arasındaki mütekabiliyet ilkesinin işlevsiz kalması da dikkat çekiyor.
Tarihçi Doç. Dr. Sabri Can Sannav, nüfus mübadelesinin Batı Trakya Türklerinin varlığının sürekliliği açısından kritik bir rol oynadığını belirtiyor. Ancak, yıllarca süren ihlaller ve anlaşmazlıklar, azınlığın geleceği hakkında endişelere yol açıyor.
