ABD Başkanı Donald Trump’ın, NATO Zirvesi sırasında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından Suriye’nin ‘terörü destekleyen ülkeler’ listesinden çıkarılması kararı, bölgedeki dengeleri değiştirebilir. Bu karar, 45 günlük kongre itiraz süresinin dolmasının ardından ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından imzalanarak yürürlüğe girdi.
Esed rejiminin Aralık 2024’de devrilmesinin ardından Şam yönetimi, diplomatik ve ekonomik alanda önemli adımlar atmaya başladı. ABD’nin bu son kararı, Suriye’nin uluslararası arenada yeniden bir güç haline gelmesi için atılan büyük bir adım olarak değerlendiriliyor.
Ancak bu kararın yanı sıra, İsrail’in İdlib yakınlarındaki Ebu Zuhur Üssü’ne düzenlediği saldırılar, Suriye’nin yeniden inşası sürecinin önündeki en büyük engellerden birinin varlığını sürdüğünü gösteriyor. Bu durum, bölgedeki güvenlik dinamiklerini daha da karmaşık hale getiriyor.
Öte yandan, SDG’nin lideri Mazlum Abdi’nin örgütün feshedildiğini duyurması, entegrasyon sürecinin sona erdiğinin ilanı anlamına geliyor. Bu gelişmeler, Suriye’nin iç dinamiklerini etkileyerek yeni bir siyasi yapı oluşturma çabalarını hızlandırabilir.
Suriye’nin ‘terörü destekleyen ülkeler’ listesinden çıkarılması, sadece ekonomik sonuçları değil, aynı zamanda politik ve diplomatik bir zafer olarak da okunmalı. 1979’dan beri bu listede yer alan Suriye, artık ABD nezdinde devlet destekli terörizmle ilişkilendirilmiyor ve bu durum, Suriye’nin uluslararası ilişkiler açısından yeni bir sayfa açtığını gösteriyor.
