Eli Cohen’in yakalanması, Ortadoğu tarihinin en çarpıcı olaylarından biri olarak biliniyor. Bu olayın arkasındaki stratejileri ve gizli detayları, emekli subay Said Caviş’in açıklamalarıyla aydınlatıldı. Caviş, röportajında genç yaşlarda Filistinli komşularından öğrendiği İbranice ile nasıl bir kariyer inşa ettiğini paylaştı.
Caviş, orduda geçirdiği yıllar boyunca, özellikle de 1956’daki Süveyş Krizi sırasında, İsrail ordusunun telsiz haberleşmesini izleme fikrinin nasıl oluştuğuna dair ilginç anekdotlar aktardı. Bir ders sırasında duyduğu askeri çağrılar, bu projenin ilk adımını atmasına neden oldu. ‘Neden bu bilgileri izlemiyoruz?’ düşüncesi, onu harekete geçirdi.
Proje fikrinin kabul edilmesi, başlangıçta alaycı bir bakış açısıyla karşılandı. Ancak Caviş, dönemin komutanı ve diğer subayların desteğiyle hayallerini gerçeğe dönüştürebilmek için mücadele etti. Bu süreçte, Golan Tepeleri’nde kurduğu dinleme merkezleri, İsrail’in askeri stratejileri hakkında kritik bilgiler sağlamaya başladı.
Caviş, 30 Eylül 1957 tarihinde Golan Tepeleri’nde resmi görevlendirme alarak 134 Numaralı Sinyal Bölüğü’nü kurdu. Bu bölüğün eğitimine 44 astsubayı dahil ederek, İsrail askeri hatlarını izlemek için ciddi bir altyapı oluşturdu. Caviş’in liderliğinde gerçekleştirilen bu operasyon, Suriye ve İsrail arasındaki gerginliğin seyrini değiştirdi.
Caviş’in anıları, sadece bir casusluk hikayesi olmaktan öte, askeri stratejilerin ve istihbaratın önemini gözler önüne seriyor. Eli Cohen’in yakalanmasının ardındaki bu gerçekler, Ortadoğu’nun karanlık sayfalarından birini aydınlatıyor. Caviş’in cesareti ve kararlılığı, bu tür operasyoların nasıl yürütüldüğüne dair önemli ipuçları sunuyor.
