Etiyopya’da silahlı grupların bir araya gelmesi, ülkedeki siyasi dinamikleri derinden etkiliyor. Ancak bu grupların ortak bir vizyon oluşturamadığı uzmanlar tarafından belirtiliyor. Başbakan Abiy Ahmed’in ‘merkezileştirme’ politikaları, farklı gruplarla olan ilişkileri zedeleyerek müttefik kaybına yol açtı.
Doç. Dr. Yunus Turhan, 2019 yılında Etiyopya Halkları Devrimci Demokratik Cephesi’nin (EPRDF) feshedilip Refah Partisi’nin kurulmasının, Tigray’da etnik federal düzenin sona ereceği korkusunu artırdığını vurguladı. Bu gelişmeler, 2020’de başlayan çatışmaların zeminini hazırladı.
Tigray Savaşı sırasında Eritre’nin federal hükümetin yanında yer alması, Pretoria Anlaşması sürecinden dışlanmasının ardından değişti. Eritre’nin Addis Ababa’nın Kızıldeniz’den liman talebini, Assab Limanı üzerindeki hak iddiası olarak yorumlaması, iki ülke arasındaki gerilimi artırdı.
Amhara bölgesindeki Welkait ve Raya meselelerinin çözülmemesi ise tepkileri tırmandırmış durumda. 2023’te alınan bölgesel özel kuvvetlerin dağıtılması kararı, Fano grubunu isyana yöneltti. Oromiya bölgesinde OLA ile federal hükümet arasındaki çatışmalar da devam ediyor.
Uzmanlar, Etiyopya’daki ekonomik adaletsizlik algısının etnik kimlikle iç içe geçtiğini ve bu durumun silahlı grupların toplumsal taban bulmasında etkili olduğunu açıklıyor. EPRDF döneminde Tigraylı elitlerin elde ettiği ayrıcalıklar, diğer bölgelerde kıskançlık ve rahatsızlık yarattı.
