Gazze, İsrail’in bombardımanları ve soykırımı nedeniyle büyük bir yıkıma uğradı. Bu insani trajedinin etkileri, Türkiye’de yaşamaya çalışan Gazzeli gaziler ve aileleri üzerinde derin izler bırakıyor. Savaşın getirdiği acılarla dolu hayatları, tedavi ve sığınma umuduyla Türkiye’ye gelen bu insanlar için yeniden başlamak neredeyse imkansız görünüyor.
Ankara’da misafir edilen Gazzeli gaziler, savaşın izlerini bedenlerinde ve ruhlarında taşıyor. Otel odalarında geçen zorlu süreçleri, kaybettikleri yakınlarını ve bölünmüş ailelerini bir araya getirme hayallerini paylaşıyorlar. 7 Ekim’den bu yana, Gazze’de yaşanan soykırımın ardından binlerce sivilin hayatını kaybettiği, yüzbinlerce insanın yaralandığı düşünülürse, bu insanların yaşadığı travmanın boyutu daha iyi anlaşılıyor.
Muhammed el-Hatip, Gazze’den Türkiye’ye gelen bir savaş gazisi. Uzun süredir hastane ve otel odalarında geçirdiği süre zarfında, Türk halkının ve devletinin kendilerine gösterdiği kucaklayıcı tavrı vurguluyor. Ancak, ailesinin büyük bir kısmının hâlâ Gazze’de çadırlarda yaşamak zorunda olduğuna dikkat çekiyor ve yeniden bir araya gelme isteğini dile getiriyor.
Acılı bir anne olan başka bir Gazzeli, ailesinin kayıplarını ve yaşadığı zor durumu aktarıyor. Oğlunun yaralanması, eşinin tekerlekli sandalyeye mahkûm olması gibi üzücü olaylarla karşılaşan bu anne, yarım kalan aile hayatını tamamlama umudunu dile getiriyor. Cumhurbaşkanı ve Türk halkına seslenerek, bölünmüş ailelerin birleşmesi için destek istiyor.
Samah Awaja, tüm ailesini kaybederek Türkiye’ye gelen bir başka mağdur. Ailesinin bombalanmasının ardından, hayatta kalan tek yeğeni Mustafa’ya refakat etmek için buraya geldi. Yaşadığı travmayı dile getirirken, savaşın getirdiği acılara dikkat çekiyor. Gazzeli ailelerin yaşadığı bu zor süreç, insani bir dayanışmanın gerekliliğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
