Küresel elektriğin toplam nihai enerji tüketimindeki payı, günümüzde yüzde 23 seviyesine ulaşmış durumda. Ancak, bu oranın 2035 yılına kadar yüzde 35’e çıkarılması hedefleniyor. Uzmanlar, bu hedefe ulaşabilmek için elektrifikasyon sürecinin hızlandırılması gerektiğini ifade ediyor.
Rüzgar ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payı 2015 yılında yüzde 5’in altındayken, 2025 yılına gelindiğinde bu oranın yüzde 17’yi aşması bekleniyor. Bu gelişmeler, temiz enerji üretiminde kaydedilen ilerlemeyi gösterirken, bu ilerlemenin ekonominin tüm alanlarına yayılması gerektiği vurgulanıyor.
Uzmanlar, elektrifikasyonun sadece elektrik üretimi ile sınırlı kalmaması, ulaşım, binalar ve sanayi gibi alanlara da taşınması gerektiğini belirtiyor. Fosil yakıt tüketiminin azaltılmasında elektrifikasyonun kritik bir öneme sahip olduğu ifade ediliyor.
Ancak mevcut ilerleme hızının yeterli olmadığı konusunda endişeler var. Fosil yakıtların yerini alacak elektrikli teknolojilerin benimsenmesi için daha etkin politikalar geliştirilmesi gerektiği belirtiliyor. Yalnızca yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, elektrikli ulaşım ve ısıtma çözümleri geliştirilmeden yeterli olmayacak.
Türkiye özelinde de rüzgar ve güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payının 2015’te yüzde 4,5 iken, 2025’te yüzde 22’ye yükseleceği öngörülüyor. Ancak, elektriğin nihai enerji tüketimindeki mevcut payı yüzde 21,8 seviyesinde kalmaya devam ediyor ve bu durum, daha fazla adım atılması gerektiğini ortaya koyuyor.
